Bursa Gezi Notları: 48 Saatte Şehrin En Güzel Yanlarını Keşfet - bursaseyirdefteri.net.tc

Bursa Gezi Notları: 48 Saatte Şehrin En Güzel Yanlarını Keşfet

Bursa’ya ilk kez gidiyorsan, 48 saat yeter mi?

Aslında yetiyor. Hem de nasıl. Bursa gezi notları yazımı okuduktan sonra eminim sen de “keşke bir gün daha kalsaydım” diyeceksin. Ben bu şehre ilk kez 2017’de gitmiştim. O zamanlar sadece Uludağ’ı göreceğim sanıyordum. Ama Bursa bambaşka bir yer çıktı. Hem tarih hem doğa hem de midemizi şenlendiren lezzetler… Hepsi bir aradaydı.

Bu yazıda size sıkıcı “şuraya gidin, burayı görün” listesinden ziyade, gerçekten keyif aldığım rotayı anlatacağım. 48 saatte Bursa’nın en güzel yanlarını nasıl yakalayabileceğinizi, nerelerde oyalandığımı, hangi sokaklarda kaybolduğumu anlatacağım. Hazırsanız başlayalım.

1. Gün: Tarihi Hisar ve Osman Gazi’nin izinde

Sabah erkenden kalktım. Çünkü ilk durağım Tophane ve Hisar bölgesiydi. Bursa’nın kalbi orada atıyor resmen. Ara sokaklara daldığınız anda Osmanlı’nın ilk başkentiyle burun buruna geliyorsunuz. Bursa gezi notlarımın en sevdiğim kısmı burası.

Hisar’daki Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini ziyaret ettikten sonra aşağıya, Ulu Cami’ye indim. Camiin avlusu o kadar huzurlu ki, bir banka oturup yarım saat sadece insanları izledim. Dışarıda kestane satıcıları, içeride serin mermerler… Karşılıklı bir denge var.

Öğle yemeği için İskender’in doğduğu yere, Kemalpaşa Caddesi’ne gittim. Tabii ki ilk İskender deneyimimi orada yaşadım. Yanında yoğurtlu ayran ve pideli köfteyle birlikte… Doydum demiyorum, mutlu oldum diyorum.

Bursa’da gezilecek yerler arasında en çok etkilendiğim: Cumalıkızık

Öğleden sonra arabayı alıp Cumalıkızık’a gittim. Burası Bursa’ya 15-20 dakika mesafede. İlk kez gördüğümde “burası gerçek mi?” demiştim. Taş evler, daracık sokaklar, pencerelerden sarkan sardunyalar… Sanki zaman durmuş.

Köyde yürürken yaşlı bir teyze beni evine davet etti. Dut reçeli ve köy çayı ikram etti. O an anladım ki Bursa gezi notları sadece mekanlardan ibaret değil, insanlarından da ibaret. Cumalıkızık’tan ayrılırken cebimde bir kavanoz dut reçeli, aklımda ise binlerce fotoğraf vardı.

Akşamüstü: Hanlar Bölgesi ve Koza Han

Şehre geri döndüğümde hava kararmak üzereydi. Hanlar Bölgesi’ni özellikle gün batımına yakın ziyaret etmenizi öneririm. Işıklar o kadar güzel düşüyor ki… Koza Han’ın ortasındaki şadırvanın etrafında oturup kahvemi yudumladım. Etrafta ipek böceği kozası satan dükkanlar, eski ahşap kapılar, loş ışıklar… Tam bir Bursa atmosferi.

Gece ise Setbaşı’nda bir mekanda Bursa kebabı yedim. Yanında da meşhur Bursa tatlısı… Özellikle Tahinli Pide ve Sütlü Burma tatlısını mutlaka deneyin. İkisi de başka şehirlerde bulamayacağınız lezzetler.

2. Gün: Uludağ ve termal sular

İkinci günümü Uludağ’a ayırdım. Yazın bile çıkılabiliyor ama ben sonbaharda gittim. Yol boyunca değişen renkler inanılmazdı. Teleferiğe binip zirveye yaklaştıkça serinleyen hava, çam kokusu… Bursa denince akla ilk gelen yerlerden biri Uludağ. Haklı olarak.

Zirvede çok vakit harcamadım. Çünkü asıl planım Çekirge’deki termal kaplıcalardı. Eski Kaplıca’ya girdim. 700 yıllık bir tarih var orada. Sıcak suyun içinde yarım saat geçirdikten sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. Bursa gezi notları arasına kesinlikle termal deneyimini de ekleyin.

Yeşil Bursa ve İznik Gölü’ne kısa bir kaçamak

Öğleden sonra Yeşil Türbe’yi ve Yeşil Camii’yi gezdim. Türbenin çinileri o kadar etkileyici ki, dakikalarca bakmadan duramıyorsunuz. Yanındaki Osmanlı evleri restore edilmiş, içinde kafeler var. Bir tanesinde Türk kahvesi içtim. Manzara muhteşemdi.

Eğer vaktiniz kalırsa İznik’e de uğrayın derim. Bursa merkezden yaklaşık 1 saat sürüyor. Göl kenarında balık yiyip, çini atölyelerini gezebilirsiniz. Ben vaktim yetmediği için sadece yarım saat kalabildim ama kesinlikle tekrar gitmek istiyorum.

Bursa’da ne yenir? Mutlaka tatmanız gerekenler

İskender, Bursa kebabı, pideli köfte, tahinli pide, sütlü Burma, kestane şekeri, cevizli lokum… Liste uzayıp gidiyor. Ben özellikle “Kavaklıdere” semtinde küçük bir dükkanda yediğim İnegöl köftesini unutamıyorum. Yanında da ayran… Basit ama unutulmaz.

Ayrıca Karacabey leblebisi ve Gemlik zeytinini de pazardan almadan dönmeyin. Eve hediye götürmek isteyenler için ideal.

48 saatte Bursa özeti

İki günde Hisar’dan Uludağ’a, Cumalıkızık’tan termal kaplıcalara kadar epey yer gezdim. Yoruldum mu? Evet. Pişman mıyım? Asla. Bursa gezi notlarımı okuyan herkese şunu tavsiye ediyorum: Bu şehri aceleye getirmeyin. Her sokağında ayrı bir hikaye var.

Eğer siz de kısa bir kaçamak planlıyorsanız, 2 gün ideal. Ama inan olsun 3 gün daha iyi olur. Çünkü Bursa insanı yavaşlatıyor. Ve bunu sevgiyle yapıyor.

Siz de gittiniz mi? Hangi tarafı daha çok sevdiniz? Yorumlarda buluşalım. Belki bir dahaki sefere birlikte gezeriz, kim bilir?

Yorum Yaz