Bursa’nın saklı köyleri neden bu kadar çekici?
Uzun zamandır yollara düşüyorum. Ama Bursa köyleri kadar huzur veren yerleri az gördüm. Şehrin gürültüsünden sıkıldığın anda, sadece bir saatlik mesafede bambaşka bir dünya açılıyor önüne. Dağların eteğinde, zümrüt yeşili vadilerde saklanan bu köyler, hafta sonu kaçamakları için biçilmiş kaftan.
İlk defa Uludağ’ın eteklerindeki Gölyazı’ya gittiğimde, gölün sabah sisiyle kaplandığını hatırlıyorum. O an anladım ki, bazen büyük şehirlerden uzaklaşmak yetmiyor. Gerçek dinlenmek için küçük köylerin o ağır akan zamanına ihtiyacın var.
Gölyazı: Balık kokusu, tarih ve martılar
Gölyazı, Bursa’nın en popüler köylerinden biri. Ama popüler olmasına rağmen hâlâ o eski köy havasını koruyor. Daracık sokaklarında yürürken eski Rum evlerini görüyorsun. Bazıları restore edilmiş, bazılarıysa zamanın dokunuşuyla daha da güzel hale gelmiş.
Burada en sevdiğim şey, göl kenarındaki balık lokantalarında oturup martı sesleri eşliğinde çay içmek. Bursa köyleri arasında en kolay ulaşılanı da burası. İstanbul tarafından geliyorsan yaklaşık iki saatte kapısına dayanabiliyorsun. Özellikle bahar aylarında sakinliğiyle insanı büyülüyor.
Cumalıkızık: Osmanlı’dan kalma taş evler
Cumalıkızık deyince aklıma ilk gelen şey, o dik yokuşlar ve kapı önlerinde oturan teyzeler. Köy o kadar korunaklı ki, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Taş evlerin arasında dolaşırken sanki zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissediyorsun.
Burada kahvaltı yapmadan dönme sakın. Ev yapımı reçeller, taptaze yumurtalar, köy peyniri… Hele bir de yanına sıcak pidelerden alırsan, günün en güzel hali başlıyor. Bursa köyleri arasında en turistik olanı olsa da, erken saatte gidersen kalabalıktan kurtulabiliyorsun.
Trilye (Zeytinbağı): Zeytin ve denizin buluştuğu yer
Trilye’ye gittiğimde ilk dikkatimi çeken şey, zeytin kokusuydu. Her yer zeytin ağaçlarıyla dolu. Eskiden Rum köyüymüş, sonra adı Zeytinbağı olmuş. Deniz kenarındaki konumuyla Bursa manzaraları arasında en güzellerinden birine sahip.
Sokaklarında yürürken eski kiliseleri, camileri yan yana görebiliyorsun. Kültürlerin iç içe geçtiği nadir yerlerden. Özellikle akşamüstü sahilde yürümek, martı sesleri ve hafif esen rüzgarla birlikte insana iyi geliyor. Deniz ürünlü bir akşam yemeği için de ideal.
Sadağın ve Tokat köyleri: Daha az bilinen güzellikler
Şimdi gelelim pek bilinmeyenlere. Sadağın köyü mesela. Buraya giden yol biraz virajlı ama değiyor. Köye vardığında karşına çıkan manzara… Vadi boyunca uzanan ormanlar ve tepelerin arasında kaybolan evler. Sessizliği bozan tek şey kuş sesleri.
Tokat köyü de aynı şekilde. Özellikle sonbaharda renk cümbüşüne dönüyor burası. Kırmızı, sarı, turuncu tonları her yeri kaplıyor. Fotoğraf çekmek isteyenler için adeta cennet. Bursa köyleri denince akla ilk Cumalıkızık ve Gölyazı geliyor ama asıl keşfedilmeyi bekleyenler bunlar.
Hafta sonu kaçamağı için pratik öneriler
Önce şunu söyleyeyim: Arabasız gitmek pek mantıklı değil. Toplu taşıma var ama köyleri birbirine bağlayan dolmuşlar sınırlı. Kendi aracınla gidersen özgürce gezebilirsin.
Kahvaltı için Cumalıkızık ve Gölyazı en ideal yerler. Öğle yemeği içinse Trilye’deki balık restoranlarını öneririm. Özellikle levrek veya alabalık çok lezzetli oluyor buralarda.
Konaklama açısından butik oteller ve pansiyonlar var. Cumalıkızık’ta eski evleri restore edip otele çevirmişler. İçleri oldukça şirin. Bütçene göre seçim yapabilirsin.
En güzel zamanı sordunuz mu? İlkbahar ve sonbahar. Yazın biraz sıcak oluyor, kışın da yollar kapanabiliyor. Özellikle nisan-mayıs ve eylül-ekim arası Bursa köyleri tam kıvamında.
Yanına alman gerekenler ve dikkat etmen gerekenler
Konforlu ayakkabı şart. Çünkü köy sokakları taşlı ve yokuşlu. Rahat kıyafetler giy, hava dağlık olduğu için birden değişebiliyor. Bir de powerbank al yanına. Bazı köylerde şebeke çekmeyebiliyor.
Köylülerle sohbet etmekten çekinme. Genelde çok misafirperver oluyorlar. Bir bardak çay ikram ederlerse kabul et. O sohbetler seyahatin en güzel kısmı oluyor bazen.
Çöplerini topla lütfen. Bu köylerin en büyük sorunu maalesef turistlerin bıraktığı atıklar. Doğaya saygılı olursak, bu güzellikler daha uzun yıllar kalır.
Bazen bir hafta sonu kaçamağı, aylarca süren bir tatilden daha iyi gelebiliyor insana. Bursa köyleri ve manzaraları tam da bunu sunuyor. Şehrin stresinden uzak, temiz hava, iyi yemek ve muhteşem görüntüler.
Ben her seferinde farklı bir köye gidiyorum. Hâlâ keşfedilmemiş o kadar çok yer var ki. Sen de bir dahaki hafta sonu planını yaparken bu köyleri mutlaka listene ekle. İnan, pişman olmayacaksın.