Bursa’da Bir Gününüz Varsa Mutlaka Yapmanız Gerekenler - bursaseyirdefteri.net.tc

Bursa’da Bir Gününüz Varsa Mutlaka Yapmanız Gerekenler

Bursa’da tek günün olursa nereye gidersin?

Bursa denince akla ilk gelen yerlerden biri tabii ki. Ben de uzun yıllar boyunca defalarca gittim. Her seferinde de sanki ilk kez görüyormuş gibi heyecanlandım. Eğer senin de elinde sadece bir günün varsa, doğru yerleri doğru sırayla gezmen lazım. Yoksa vakit yetmez, pişman olursun.

İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin hem Osmanlı kokusunu hem de modern hayatı aynı anda yaşatabilmesiydi. Sabahın erken saatlerinde Uludağ’ın eteklerinden gelen serin hava, sokaklara sinen kestane kokusu… Bunlar insanı başka bir dünyaya taşıyor.

Erken kalk, Cumalıkızık’la başla

Bence Bursa’da bir gün planının en güzel başlangıcı Cumalıkızık. Şehrin neredeyse dibinde ama bambaşka bir dünya. Taş evler, daracık sokaklar, ahşap balkonlar… Fotoğraf çekmek için birebir.

Sabah erkenden git derim. Çünkü öğleden sonra turist otobüsleri doluşuyor. Ben ilk kez orada, yaşlı bir teyzenin yaptığı ev yapımı reçelden almıştım. O tat hâlâ damağımda. Sen de muhakkak köy kahvaltısı yap. Hem ucuz hem de doyurucu oluyor.

Köyün içinde yürürken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Ama acele et. Çünkü daha görecek çok yer var.

Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri’ni atlama

Cumalıkızık’tan iner inmez Tophane’ye yönel. Bursa’nın kalbi orada atıyor diyebilirim. Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbeleri, özellikle sabah saatlerinde sessiz ve huzur dolu.

Orhan Gazi Türbesi’nin önündeki çınar ağacının altında oturup biraz soluklan. Etrafta koşuşturan çocuklar, yaşlı amcaların satranç oynayışı… Bursa’nın günlük hayatı burada çok net hissediliyor.

Ulu Cami ve onun mistik atmosferi

Tophane’den aşağı yürürsen Ulu Cami’ye varıyorsun. 20 kubbeli bu devasa yapı, Bursa gezilecek yerler listesinin tartışmasız en başında duruyor.

İçeri girdiğinde sessizlik seni çarpıyor. Özellikle öğle namazından hemen sonra gelen o sakinlik… Ben her seferinde aynı banka otururum. Cami avlusundaki şadırvandan gelen su sesi, güvercinlerin kanat sesleriyle karışınca insanın içi geçiyor.

Burayı gezdikten sonra hemen yanındaki Kozahan’a uğra. Tarihi ipek çarşısı burası. Birkaç hediyelik alabilirsin. Özellikle ipek fularlar ve havlular çok kaliteli.

İskender’in doğduğu yerde İskender ye

Kim ne derse desin, Bursa’da İskender kebap yemeden olmaz. Ama nerede yiyeceğin çok önemli.

Benim favorim, Ulu Cami’ye çok yakın olan bir yer. Adını vermeyeceğim, sen kendin keşfet. Ama orijinal tarife sadık kalan, yoğurdu ve sosuyla tam kıvamında yapan bir yer arıyorsun. Yanına ayran ve salata şart. Bir de pideli köfteyi de dene derim. İkisi de efsane.

Yemeği yedikten sonra midene biraz zaman tanı. Çünkü bir sonraki durağımız biraz yokuşlu olacak.

Yeşil Türbe ve Yeşil Cami

Karnın doyduysa şimdi Yeşil’e çıkıyoruz. Yol biraz dik ama manzara her şeye değer.

Yeşil Türbe, Bursa’nın sembollerinden biri. Turkuaz çinileriyle göz kamaştırıyor. İçerisi de en az dışı kadar etkileyici. Özellikle tavandaki detaylar… İnsan saatlerce bakabilir.

Yeşil Cami ise tam karşısında. Caminin içi de çini şaheseriyle dolu. Buradaki sessizliği hissedince, neden bu şehrin “Yeşil Bursa” diye anıldığını daha iyi anlıyorsun.

Teleferikle Uludağ keyfi (zamanın varsa)

Eğer vaktin kalırsa ve hava da müsaitse, Teleferik’le Uludağ’a çıkmanı tavsiye ederim. Bursa’da bir gün içinde bunu sığdırmak zor olabilir ama denemeye değer.

Teleferik yolculuğu yaklaşık 20-25 dakika sürüyor. Yukarı çıktığında özellikle kışın kar manzarası muhteşem. Yazın ise orman içindeki yürüyüş parkurları harika.

Ben son gidişimde teleferikten inince bir kahve alıp manzaraya karşı oturdum. Hiç konuşmadan 15 dakika öylece baktım. Bazen insan sadece bunu yapmak için bile Bursa’ya gelebilir.

Hanlar Bölgesi’nde son tur

Aşağı indiğinde vaktin kalırsa Hanlar Bölgesi’ni de gör. Koza Han, Pirinç Han, Büyük Yeni Han… Her biri ayrı bir hikaye taşıyor.

Özellikle Koza Han’ın ortasındaki dut ağacının altında oturup bir Türk kahvesi içmek, Bursa’nın en güzel ritüellerinden biri bence. Çevrede satılan ipek böcek kozaları da ilginç geliyor insana.

Bursa’da bir günde neyi atlamamalısın?

Şimdi birkaç küçük ama önemli tavsiyemi vereyim:

– Mutlaka şehri yürüyerek gez. Araçla gezenler çoğu detayı kaçırıyor.
– Yanına rahat ayakkabı al. Çünkü epey yokuş var.
– Kestane şekeri ve cevizli lokum almadan dönme.
– Özellikle yazın öğleden sonra çok sıcak oluyor, sabah erken saatleri değerlendir.
– Yerel insanlarla sohbet etmekten çekinme. Bursa insanı misafirperverdir.

Ben her seferinde yeni bir şey keşfediyorum bu şehirde. Belki sen de bir gününü ayırıp gidersin. O zaman göreceksin ki Bursa, bir günde bitmiyor aslında. Ama o bir günü çok iyi değerlendirirsen, hafızana silinmez anılar kazıyorsun.

Şimdi sıra sende. Bir sabah erkenden yola çık, Cumalıkızık’ın taş sokaklarında kaybol, Ulu Cami’nin serinliğinde dinlen, Yeşil Türbe’nin önünde derin bir nefes al. Ve tabii ki o meşhur İskender’i hak ettiği yerde ye. Bursa, seni bekliyor.

Yorum Yaz